Sıradaki sigaram, kim olduğunu bilmediğim birisine…

Hali hazırda sıkıntı çekmekte olan bir sürü insan var, biliyorum. Kimisi babasından dayak yedi, kimisi çocuğundan gelecek bir haberi hastane bahçesindeki bankta bekliyor. Kimimiz sevgilisinden ayrıldı, kimimiz toplumun ona dayattığı koşulların altında eziliyor. Birileri var ki şu anda yatağının altında sessizce ağlıyor, birileri de var ki kendini öldürecek bir kurşunu silahının şarjörüne dolduruyor ya da yüksek bir köprünün üzerinden aşağıda akmakta olan su kütlesine bakıyor. Onlara söyleyecek hiçbir şeyim yok, zaten acı çekmekteler ve onlar bu haldeyken onlara söylenecek hiçbir kelime içlerini rahatlatmayacak.

Aralarından bazıları ne yazık ki parti sonrasında kendini çok üzgün hissedecek.

Benim seslenmek ve hatırlatmak istediğim, bir sonraki sigaramı da şereflerine yakmak istediğim insanlar, ben bu yazıyı yazarken herhangi bir durumun sıkıntısını çekmeyenler lakin birkaç dakika sonra kendilerini ağlamak üzere bulacak olan insanlardır. Düşünsenize, sokakta oldukça normal bir şekilde yürüyorsunuz, eve gidiyorsunuz ve evde büyük bir kavganın çıktığını, babanızın annenizi veya kardeşinizi dövdükten sonra evi birkaç günlüğüne terk ettiğini öğreniyorsunuz. Evde mutlak bir huzursuzluk hakim, kızgınsınız ama bir şey yapamıyorsunuz, işten çıkmışsınız ve yorgunsunuz, dinlenmek istiyorsunuz lakin kafanızın içinde bir sürü şey dönüp dolaşıyor. Balkona çıkıp sokağı izlemeye başlıyorsunuz, az evvel ciddi bir sıradanlık içerisinde bu sokağa girmişken aklınızda sadece saçlarınızın gereğinden fazla uzadığını düşünüyordunuz ya da eve gidince bir duş aldıktan sonra koltuğa uzanıp telefondan iddia oynamayı hayal etmiştiniz.

Evde kavga olmasaydı, belki de buna üzülecektiniz.

Yakacağım bir sonraki sigara, evindeki o rezil mutsuzlukla yüzleşmeye giden insanadır! Yakacağım bir sonraki sigara, yarın akşam annesinin meme kanseri olduğunu öğrenecek insanadır! Yakacağım bir sonraki sigara, sevdiği birisinin trafik kazasında öldüğünü yarım saat sonra öğrenecek olan insanadır! Yakacağım bir sonraki sigara, varını yoğunu kriptoya yatıran ve yarın sabah kalktığında kendini beş kuruşsuz bulacak olan o insanadır. Yakacağım bir sonraki sigara, eşinin sınırda şehit olduğunu haber olacak insanadır. Yakacağım bir sonraki sigara, şu anda normal bir şekilde yaşayan ve yakın bir zaman içerisinde kendisine tüm hayat telaşesini unutturacak kadar büyük bir acı yaşayacak olan insanlaradır! Zira o tür insanların varlığını bilmek dahi bana kendimi kötü hissettirir. Sonuçta bir sonraki sigaramı aslında erkenden kendime yakmış da olabilirim.

2022 yılının son aylarından bildiriyorum, bir paketin 30 lira olduğunu düşünürsek böylesi iğrenç bir aktivite bile zengin işi oldu. O yüzden bahsettiğim insanlar adına sadece tek bir sigara yakacağım.
Aynen bu şekilde bir köşe başındayım. Adıyaman tütünümü sardım, evinde yaptığı boğma rakıyı getirecek olan arkadaşımı bekliyorum. Geldiğinde başka bir arkadaşı daha alıp ormana gidecek, gecenin karanlığında kurusıkı silahla havaya ateş edeceğiz. Her lanet salı akşamı bunu yaparız adamım. Yoksa bu ömrü nasıl tüketebilirsin ki?

Beş dakika sonra çalabilecek telefonumu açtığımda nasıl bir haber alacağımı bilemem. Gece yatağımda uyurken nasıl bir hadise sonucu uyanabileceğimi ya da yarın sabah işime gitmek için evden çıktığımda nasıl bir tabloyla karşılaşacağımı bilemiyorum. İşime gittiğimde patronumun beni arayıp ya da karşıma çıkıp benim kafamı nasıl sikebileceğini kestiremiyorum. Sevdiğim insanların varlıklarıyla bana nasıl zarar verebileceğini, yokluklarıyla bana nasıl acı çektirebileceklerini hayal edebiliyor ama bunun yaşanıp yaşanmayacağını, yaşanacaksa da yaşanacağı zamanın ne zaman olacağını tahmin bile edemiyorum. Bir sürü insan aynı benim gibi, evlerinde oturmuşlar ve bir sürü şey yapmaktalar. Kimisi televizyon seyrediyor, kimisi tuvalette sıçıyor, kimisi benim gibi yazı yazıyor, kimisi de telefonuyla konuşuyor. Hayat dediğin öyle kahpe bir olay ki bu konuyu gündeme taşıyan şahsım bile kendini iki saat sonra bileklerine jilet vururken bulabilir. Bunun yaşanmayacağına kim garanti verebilir? Kimse.

Ellerindeki imkanlarla modern dans üzerine çalışmalar yapan bu ekip kendilerini on iki dakika sonrasında bir hastane koridorunda ya da ekip otosunda bulabilir. Bu arada akıl vermek gibi olmasın ama çorapla modern dans yapılmaz! Yerler kayar canımcım.

İnsan bu şekilde düşündüğünde gerçekten de paranoyaklaşır. Oldukça olağan bir şekilde hayatımızı sürdürüyor ve yarım saniye sonra bile ne olacağını gerçekten de bilmiyoruz! Yaşıyoruz, şüphe etmiyoruz çünkü buna alışmışız. Ara sıra aklımızın dibinden çıkıp gelen bu tür hastalıklı fikirler dışında hiçbir zaman geleceği bu haliyle düşünmeyeceğiz. Nasıl bir evde oturmak istediğimizi, nasıl bir telefona sahip olmak istediğimizi, hangi şarkımızı dinleyeceğimizi, akşam ne yapacağımızı, ertesi gün işte neleri halletmemiz gerektiğini düşünmeye devam edeceğiz. Bir yıl sonra nerede olacağımızı, beş yıl sonra neyi elde etmek istediğimizi, yirmi yıl sonra hangi konumda olabileceğimizi düşüneceğiz ama yarım saniye sonra başımıza bir ağrı girip girmeyeceğini bile hesap etmeyeceğiz! Herhangi bir kasımıza kramp girebilir, solunum sistemimize ufacık bir tükürük parçası bile kaçabilir, yedi-sekiz saniyelik bir deprem sonrası kendimizi enkaz altında bulabilir, kalp krizi geçirebilir ve hatta kendimizi başka insanların asla bilmesini istemeyeceğimiz kadar gülünç bir şekilde öldürebiliriz. Eğer bu tür durumların ağırlığını çekmeye başlarsak hayat yaşanmaz hale gelecektir. Beynimize bir virüs girecek ve herhangi bir şey yapmaktan bile korkacağız.

Parmağını koparmaya yetmeyebilir ama tadını kaçırmaya fazlasıyla yeter. Öyle değil mi?

Sıradaki sigaramı, kim olduğunu bilmediğim birisine yakıyorum. Ve eğer gelecekte bir gün burayı okuyacak olursa bilmesini isterim ki, halin çok içten bir şekilde üzülmekteyim. Bana bugüne kadar sadece zor günlerimde üzülmüşlerdi, bense sana henüz ortada hiçbir şey yokken üzülmekteyim. Bu durum senin için hiçbir şeyi değiştirmeyecektir ama eminim ki şöyle bir duraksayacak ve sen de kim olmadığını bilmediğin insanlar için bir sigara yakacaksın. Eğer içiyorsan, yak! Bugüne kadar kendimiz için içtik de ne oldu ki? Efkarımıza efkar katlamakla yetindi, kimseyi kardeşimiz gibi hissetmemize yetmedi.


Yorum bırakın