Faşistlere Merhaba – 4

Etrafımdaki insanlara ‘Faşist!’ diye ithamlarda bulunurken ve bulunmaya da devam edecekken, tahmin edeceğiniz üzere kimseyi İtalyan Milliyetçisi olmakla suçlamıyorum. Faşizm bu tanımını uzun zamanlar önce kaybetti ve bazı konulardaki insan davranışlarının aşırılığını açıklayan bir tanıma dönüştü. Ve ben de hayatımı kolaylıkla mahvedebilecek bazı olaylar zincirini yaşarken, zaman zaman insanların bu aşırılıklarına maruz kaldım. Artık ne yazık ki eskisi kadar masum ve sevgi dolu değilim. Faşizmi tattım ve faşizme karşı faşist olacak kadar raydan çıktım! Ne olur mazur görün beni, içime rahatça nefes çekemediğim onca günün sonunda bu çelişkinin içine düşecek kadar saçmalamak hakkım olsun.

Size şöyle bir şey söyleyeyim: Faşizm, geçen onca zamanın sonrasında iyice anlam ve şekil değiştirdi ama tek değişen o da olmadı. İnsanlık da değişti ve faşizmin kendini evirdiği o noktaya oldukça uygun bir anlam ve şekle büründü. Ne yazık ki günümüzde sadece insana değer vermeyen acımasız yabancılardan değil, aile bireylerimizden bile korkmak durumuna geldik. Herkes faşist, ne yazık ki herkes faşist!

Buraya yazdığım, yazmadığım, yazamadığım ve belki de yazmayı unuttuğum bir sürü kötü hatıradan sonra size rahatlıkla söyleyebilirim ki; tanıdığım tüm insanlar sürekli olarak hayatım üzerinde çeşitli derecelerde hak ve söz sahibi olmak istediler. Kendi geleceklerinde bana rol biçtiler ve benim hayallerime en ufak bir saygıda bulunmaksızın onlara itaat etmemi istediler! Verdiğim kararlarda kendi düşüncelerinin etkilerini görmek istediler! Eğer yanlış düşündüğüme kanaat getirmişlerse hiç de yapıcı olmayan bir dille beni çocuk azarlar gibi azarladılar. Hayatımın tüm keyfi bu noktada kaçmadı aslında. İstediklerini onlara vermedim ve bir kuduz köpek gibi delirmeye başladılar! Hayatımın tüm keyfi işte bu noktada kaçtı. Çünkü onların hikayelerinde bir figüran değil, kendi hayatımda ana karakter olmak istediğimi fark ettiler. Açtılar ağızlarını, yumdular gözlerini ve aptalca cümleler sarf ettiler, saçma sapan şekillerde eleştirdiler. Onlara avazım çıktığı kadar bağırarak cevap veremedim çoğu zaman. Sustum, gözlerinin içlerine baktım, sineye çektim. Şimdiyse çok uzaklarda bir yerlerde, her şeyi unuttuğumu zannederek bana saygı duymaktalar. Ben, onca sosyal faşistin hışmına uğramış birisi olarak hiçbir şeyi unutmayacağım. Bana yardım eli uzatmak yerine nefret söylemlerini haykıran kimseye en ufak bir merhamet edecek değilim. Babamın mezarı başında kendime bu sözü verdim.

Aslına bakılırsa günümüz medeniyetinin bir gerçeği olarak hepimiz az veya çok, bir faşist sayılırız ve her sokağa çıktığımızda faşistlere selam verir, faşistlerden selam alırız. Yolda yürürken faşistlerle karşılaşır, faşistlerle konuşur, faşistleri dinleriz. Faşistlerle yaşar, faşistlerle güler, faşistlerle birlikte yemek yeriz. Böylesine alıştığımız bir ortamda kendinize gelmek için şöyle söyleyin: “Tanıyorum onları! Tanıyorum! Bu faşistler çok tanıdık! Tanıyorum onları!”

Evet, sahiden de öyle! Çünkü bu faşistler senin ailen, bu faşistler senin arkadaşların, bu faşistler senin komşuların ve bu faşist, sensin. İşin daha kötü olan tarafıysa, ne herhangi birisi faşizmin ne olduğundan haberdar ne de herhangi birisi faşist olduğunun farkında. Karşısına çıkıp da “Sen faşist misin?” diye sorsan, belki sorduğun şeyi bile anlamamasına rağmen sana kafa tutar, belki de tekme tokat girişir. Sen de cevabını almış bir şekilde evine dönersin.

Peki ya neredeyse toplumun her bireyini bu kadar ciddi bir şekilde suçlarken kendime nasıl bir dayanak noktası oluşturdum? Öylece oturup da, sırf dikkat çekmek için mi ona buna ‘faşist’ diye haykırmaktayım? Hayır, hayır, hayır! Bu memlekette zaten vakti zamanında göte göt denirdi ve şimdi de faşiste, faşist demekte hiçbir engel görememekteyim.

Sözümü dinlemeniz veya sözlerime inanmanız için sizi zorlayamam fakat kendimi, tüm bunları dile getirmeye zorluyorum. Sözüm bir tek kendime geçiyor ve zaten bir tek kendime geçirmeye çalışıyorum! Faşist değilim ya…

Düşünüyorum ki, yazdığım bu satırları okuyan insanlardan hiç de azımsanmayacak bir kısmı bana kulak verecek ve şunun farkına varacak: Modern insanın; hayatı yaşama şekli, sosyal yaşantısı, muhabbeti ve fikirleri, faşist düşünce yapısının farklı seviyelerinden etkilenmiş halde. Ve bu etki ne yazık ki görmezden gelebileceğimiz kadar az değil. Birçoğumuzun faşizmden haberi bile yok, ne anlama geldiğini bile yarım yamalak biliyoruz fakat bir çoklarımız iflah olmaz bir faşist gibi yaşıyoruz bu hayatı.

Aslına bakılırsa sokaktaki insanlar olarak doğrudan doğruya faşist sayılmayız fakat; çoğu zaman yalnızca kendi düşüncelerimizin doğru olduğuna inanmamız ve bu doğrultuda başkalarını da kendimiz gibi düşünmeye zorlamamız, bizi faşist yapıyor.

Aslına bakılırsa sokaktaki insanlar olarak doğrudan doğruya faşist sayılmayız fakat; kadın-erkek fark etmeden cinsiyet ayrımcılığı yapmamız ve cinsiyet sömürmemiz, bizi faşist yapıyor.

Aslına bakılırsa sokaktaki insanlar olarak doğrudan doğruya faşist sayılmayız fakat; düşüncelerimize aykırı bir görüşten bahsedildiğinde ortalığı birbirine katmamız, bizi faşist yapıyor.

Aslına bakılırsa sokaktaki insanlar olarak doğrudan doğruya faşist sayılmayız fakat; toplumdaki farklı kesimleri kendimize düşman ilan etmemiz ve en ufak muhabbetlerimizde bile onlardan kurtulmak için ‘çözüm’ önerileri geliştirmemiz, bizi faşist yapıyor.

Aslına bakılırsa sokaktaki insanlar olarak doğrudan doğruya faşist sayılmayız fakat; eğitimde objektiflik ilkesini yok soymamız veya önemsemememiz, sanata ve edebiyata değer vermeyip, sanatçılara ve yazarlara ‘boş adam’ gözüyle bakmamız, kendisini iyi ifade edebilen herkese karşı korku dolu bir nefret duymamız, bizi faşist yapıyor.

Oysaki dışarıdan bakıldığında ne kadar da masum, ne kadar da erdemli gözükmekteyiz! Ancak-fakat kelimelere dökülünce, ne kadar tiksinç varlıklar olduğumuz gerçeği güneş gibi parlamakta. Ne yaş, ne cinsiyet, ne din, ne mezhep, ne ırk, ne milliyet, ne felsefi inanç, ne doktrin, ne ideoloji, ne de siyasi görüş! Etrafta her türden insan var ve hepsi az veya çok, bir şekilde bir şeylerin faşizmini yapmakta. Bu faşistlere göre kendi düşündükleri şeyler kesinlikle doğru ve bir başkasının düşündükleri, acilen düzeltilmesi gereken koca birer yanlış! Kendini beğenmiş bu ahmaklara da bakın, ne kadar da günahkarlar! Bu insanlar; delirdiklerini fark etmemek ve doğrularını norm zannetmek suçlarını işlemekte!

Aslına bakılırsa sokaktaki insanlar olarak doğrudan doğruya faşist sayılmayız fakat gelişigüzel bir biçimde gerçekleşen hareketlerimiz bizi faşist yapıyor. Evde, sokakta, okulda, internette, bir yerlerde ve başka bir yerlerde daha sürekli olarak bir şeylerin faşizmi yapılmakta! Ve sanki faşizmi iç karartıcı bir kararlılıkla kanıksamış haldeyiz. Sanki şu cümleleri yazarken modern insanın bir sorunundan bahsediyormuş gibi değil de, insanın özünden şikayet ediyormuş gibi hissediyorum kendimi. Yazık. Ne yazık!